Tarih

22 Aralık 2014
30 Safer 1436

BÖLÜMLER

  Bir Dünya

  Dini Bilgiler

  Yazı-Şiir

  Tarih

  Genel

  Mizah

Son Dakika

Erzurum Slayt

Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyaretçi 2
Dün 183
Bugün 28
2005'ten beri Toplam:
721851
kişi sitemizi ziyaret etmiştir.
IP 54.87.180.135


En iyi 1024*768
çözünürlükte izlenir.

Deniz Feneri

Deniz Feneri Derneği

"Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir!" (Hadisi Şerif).
Komşumuzun bırakın aç-açıkta olduğunu ismini bile bilmiyor ilgilenmiyoruz! Bu hadisi şerif bir mizan ise bu mizana ne kadar uzağız. Şükürler olsun ki Deniz Feneri gibi bazı yardım kuruluşları var da sosyal yapıdaki dengesizlikleri-yarışı, yardımlaşmaya dönüştürüyor.

Başörtüsü

BAŞÖRTÜSÜ

Başörtüsü! Şükürler olsun artık kamuda başörtüsü serbest:) İnancımız gereği buluğa eren her kadının örtülmesi gereken tesettürün parçası başörtüsü için, başta dini kullanan ilahiyatçı bazı proflar sulandırarak Kur'an da başörtüsü ile ilgili ayetlerin olmadığıyla ilgili bazı çevreleri hoşnut eden beyanatları ile direnişi kırma çabaları oldu. Bazı sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler bu açıklamaları senaryoları gereği kullanıp kamuoyunu yanlış yönlendirmeye çalıştılar. Şükürler olsun, alimlerimiz bu noktada hakikate ayna oldular, fitneyi bertaraf ettiler. Allah razı olsun.

Milli mücadelenin sembollerinden Sütçü İmam gibi, İslamda ilk kan dökülmesi olayı başörtüsü-tesettür yüzünden olduğu bilinciyle hareket eden, bu mücadelede hiçbir parti sendika vs. gözetmeksizin destek verenlere selam olsun. İki rekat şükür namazı kılınması iyi olur.

 

TARİH  

MENDERES'İN SİNESİNDE SÖNDÜRÜLEN SİGARALAR!

"27 Mayıs 1960'da yapılan darbe"den bir yıl sonra; Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildiler... Bu "ihtilâl"in; "darbe" mi, "devrim" mi olduğu hâlâ tartışılıyor... "Solcu"lara bakarsanız, 27 Mayıs 1960'ta kalkışılan hareket, bir "devrim"dir!.. Bu memleketin "muhafazakâr" evlatlarına göre ise; bu kalkışma; sadece "ihtilal" değil, aynı zamanda "iğrenç bir cinayet"tir!.. Evet evet; 27 Mayıs'ın sonrasındaki süreç, yani Yassıada'dan İmralı'ya kadar geçen 15 aylık süreç, "hem maddi, hem de manevi işkence" sürecidir!.. Aydın Menderes'in de ifade ettiği gibi; "İmralı'daki 3 idam" ise, "taammüden işlenmiş birer cinayet"tir!.. Ama, biraz önce dedim ya;

Merhum Başbakanımız Adnan Menderes

27 Mayıs 1960... Yok "bebek" dâvâsıydı, yok "köpek" dâvâsıydı denilerek, bir sürü "yalan-dolan"la "ihtilâl" yapıldı ve Türkiye; "demokrasi tarihinin en kara günlerinden birini" yaşadı...

Solcular, işin "cinayet" boyutunu bir türlü görmek istemezler!.. Bu yüzden de; mesela "12 Eylül 1980 Darbesi"ni sahiplenmezler, Kenan Evren'e "darbeci" derler ama, "27 Mayıs 1960 İhtilâli"ne "devrim" derler!..

Niye "devrim" derler?..

27 MAYIS'TA TSK'NIN İÇİ BOŞALTILDI!

Bu sorunun cevabı; bugünkü sürmanşetimize taşıdığımız Ali Eyvaz imzalı haberin muhtevasında!..

Ne deniliyordu haberde;

"Darbenin ardından, Genelkurmay Başkanı dahil olmak üzere çok kısa sürede 7 bin 200 asker emekliye sevk edildi.

27 Mayıs'tan hemen sonra, 3 Haziran'da Genelkurmay Başkanlığı'na getirilen Orgeneral Ragıp Gümüşpala, 4 Ağustos'ta emekliye sevk edildi.

Ayrıca Millî Savunma Yüksek Kurul Genel Sekreteri Vedat Garan, Yüksek Askerî Şûra üyeleri Fazıl Bilge, Eşref Manas ve Canip İskilipligil de emekliye sevk edilen generaller arasında yer aldı.

Emekliye sevk edilen 7 bin 200 subay, generallerin yüzde 90'ı, albayların yüzde 75'i, yarbayların yüzde 50'si, binbaşıların ise yüzde 30'una tekabül ediyordu. Yani bu tabloya göre; darbe sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içi büyük oranda boşaltılmıştı.

Bir başka ifadeyle, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin dörtte üçünü teşkil etmesi gereken muharip subay mevcudu yüzde 50'den fazla azaltılmış ve Silahlı Kuvvetler'in savaş güç ve kabiliyeti büyük oranda düşürülmüştü.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde yaşanan bu büyük tasfiye hareketi NATO çerçevesinde Türkiye'de görev yapmış olan Yunanlı General Haris (Khares)'i de hayretler içinde bırakmıştı.

Haris, 'Ordunuzda yapılan bu tasfiye yanlıştır. Müşterek düşmanımız olan Kuruşçef (Sovyet lideri) memleketinize birkaç atom bombası atsaydı bu derece kıymetli subay ve generallerinizi bir hamlede imha edemezdi' diyordu."

Demek oluyor ki;

"27 Mayıs İhtilâli"nin asıl hedefi; "Demokrat Parti'nin şahsında, ordu içindeki muhafazakâr subay/astsubayları imha etmek"ti!.. Yani, o zamanın tabiriyle "sağcıları tasfiye etmek"ti!.. Ehh, "sağcı"lar tasfiye edildiğine göre, geriye kimler kaldı?..

Elbette "solcu"lar!..

O halde, şöyle diyebiliriz:

"27 Mayıs'ta ordu solculaştırıldı!"

İhtilâli özetleyen çarpıcı bir cümle!..

DARBECİLERİN UYDURDUKLARI YALANLAR!

Malûm, bütün "cuntacı"lar, kalkıştıkları "darbe"lere mutlaka bir "kılıf" bulmuşlardır!.. Eğer "kılıf" bulamamışlarsa; "üretmişler, hazırlamışlardır!"

27 Mayıs için hazırlanan "bebek" ve "köpek" dâvâları gibi!. 12 Eylül için hazırlanan, "ülkede kan gövdeyi götürüyordu" kılıfı gibi!.. 28 Şubat için hazırlanan "laiklik tehlikede" kılıfı gibi!.. 27 Nisan için hazırlanan "İrtica hortladı!.. İlâhi okuyan çocuklar yurdu sardı" kılıfı gibi!..

Malûm ya; "kuzu"yu yemeyi kafasına koymuş kurt için, ne "kılıf" biter, ne de "bahane!"

Meselâ, "27 Mayıs cuntacıları"nın bahanelerinden biri de, "kaçarken yakalandılar" iftirasıdır!..

Daha önce belgelerini de yayınladığım gibi;

27 Mayıs 1960 tarihinde "Eskişehir Örfi İdare Komutanı Tuğgeneral Bedii Kireçtepe" imzasıyla, "Eskişehir Örfi İdare Kumandanlığı Tebliği" yayınlanmış ve o "bildiri"de, şu "yalan"lar savrulmuştu:

"Ankara'da bütün hükümet erkânı ve Demokrat Parti başkanları yabancı memlekete kaçarken yakalanmışlardır.

Beraberlerinde 12 uçak dolusu altın mücevherat ve parayı kaçırmakta iken yakalandılar.

Sabık Başbakan Adnan Menderes ve sabık Reisicumhur Celâl Bayar, askeri kumandanlık tarafından tevkif edilmiştir.

Eskişehir'de matbaası olan herkes bu havadisi basıp yayınlamalıdır.

Dikkat... Dikkat... Dikkat!!!

Vatanseverliğinize hitap ediyoruz. DP'li ilçe ve bucak başkanlarının kaçmalarına mahal vermeden tevkif edilmelerini ve askeri kuvvetler gelinceye kadar salınmamalarını rica ederim."

İşte bu tür "yalan bombardımanları" sonrasında, merhum Adnan Menderes ve arkadaşları Yassıada'ya götürülüp, orada yargılanmaya başlandılar!..

Sonra, Menderes, Polatkan ve Zorlu idam edildiler!..

Aslına bakarsanız; bu idamlar, bir anlamda "işkencenin sonu" idi!.. Çünkü onlar, öyle bir "işkence" gördüler ki; o olayı tekrar anlatacağım!..

Çünkü beni, "Yalovalı Nuran Hanım"ın 2 yıl önce anlattığı "işkence türü" çok etkiledi!.. Defalarca anlatsam, yine rahatlamaz, tekrar tekrar anlatırım!..

BU SİNEDE BİR SİGARA DA SEN SÖNDÜR!

Efendim, Nuran Hanım'ın "birinci ağız tanıklar"dan dinleyip anlattığına göre, Yassıada'da, "CHP'li bir ailenin damadı" da "doktor" olarak görevliymiş!.. Bu doktor, "Demokrat Parti iktidarı" döneminde, "bir numaralı Menderes düşmanı"ymış!..

Fakat, "Menderes'i tanıyıp" da, bazı "gerçek"lerin ortaya çıktığını görünce; ona "kanı ısınmaya" ve hatta onu "sevmeye" başlamış!..

Sırf bu yüzden de, "muhtemel bir idam kararı"na karşı, Menderes'e "azar azar ilaç" veriyor ve onu "hasta" ediyormuş!.. Evet, "hasta" olsun da, "asmasınlar" diye düşünüyormuş!..

O, böyle düşünüyormuş, ama diğer doktorlar, "daha güçlü ilaçlar" verip, "iyileştirmeye" çalışıyorlarmış Menderes'i!..

"İyileşsin ki, bir an önce asılsın!"

Günler böyle geçip giderken, "CHP'li ailenin damadı" olan doktor, merhum Menderes'in tutuklu bulunduğu odanın civarında dolaşmaya başlamış!..

Niyeti, "muayene saati olmadığı" halde, Menderes'in yanına girip, onunla "sohbet" etmekmiş!..

Biraz da, görmelerinden "tedirginmiş" tabiî!..

Doktor dışarıda dolaşıp, "uygun bir an" kollamaya çalışadursun; onu "ayak sesleri"nden tanıyan Menderes, odasındaki "sigara"ları ve "kül tablası"nı derhal gizlemiş!.. "Doktor" geliyor ya, "Bu ne perhiz, bu ne turşu" demesin!..

Uzatmayalım... Doktor, etraf sakinleşince, açmış kapıyı, girmiş içeri... Başlamışlar sohbet etmeye!..

Bir ara, "sigara paketi"ni çıkarmış doktor... Etrafa bakıp, "kül tablası"nı göremeyince, sormuş Menderes'e;

"Sigara içtiğini biliyorum... Hele söyle, nereye sakladın kül tablasını?"

İşte o an!..

Menderes, çok seri bir hareketle ve adeta yırtarcasına, "gömleğinin düğmeleri"ni çözüp, göğsünü açmış!..

"Doktor" demiş;

"Bırak kül tablası aramayı!..

Al sana kül tablası!!!

Bu sinede o kadar çok sigara söndürdüler ki, bir dostun sigarası da pekalâ sönebilir!!!"

Doktor bir de bakmış ki, Menderes'in vücudu, "sigara yanıkları" ile dolu!..

Ki, bu "sigara yanıkları"nın sayısı için "en az 30" diyen de vardır, "60" diyen de!..

Ama hiç kimse;

"Yok öyle bir şey" diyemez!..

Çünkü, "işkence" bir gerçektir!..

Acı bir gerçek!..

"Böyle bir işkenceyi hayvanlar bile yapmaz" dedirtip, isyan ettiren bir gerçek!..

İşte; ne zaman "27 Mayıs" denilse, hep o "işkence" sahnesi canlanır gözlerimin önünde!..

Burnuma ise, üzerinde "sigara" söndürülen vücuttan yayılan "et kokusu" gelir!..

Ve hep dua ederim;

Şener Eruygur liderliğindeki "darbeciler" iyi ki başaramadılar!.. Eğer başarsalardı var ya, "inançlı" insanların vücudunda; "sigara" değil, herhalde "puro" söndürürlerdi!..

Hem de "Komünist Küba Purosu!"

Sahte şeyhe 43 yıl yetmez!

Hani, "bazı insanlar" vardır... Onlara öyle kızar, öyle hınç beslersiniz ki; onların etlerini dilim dilim doğrasalar, yine de üzülmez, kılınızı kıpırdatmazsınız... Çünkü, o insanın zararı sadece size değil, başka insanlara da dokunmuştur!.. Hani, "idam" etseler, "iyi oldu, cezasını buldu" diye sevinirsiniz!..

Ne yalan söyleyeyim; "28 Şubat Şeyhi Ali Kalkancı" hakkında "43 yıl hapis" talep edildiğini duyunca, hiç üzülmedim!..

İşin garibi, sevinemedim de!.. Çünkü bu adamı; madem "idam" yok, "ömür boyu mahkûm" etmek gerekirdi!..

Hem "uyuşturucu ticareti"nden, hem de "sahte şeyhlik"ten "hücre"ye atılmalı ki dışarıdaki emre amade bekleyen "piyon"lara iyi bir ders olsun!..

Herhalde biliyorsunuz... Ali Kalkancı denilen bu adam, dönemin Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan'ın odasında "bira" içtiği sırada, bir "binbaşı" tarafından "şeyh" ilân edilmiş!..

Sonra da; onun sergilediği "aşağılıklık"lar ve "iğrençlik"ler yüzünden, bu ülkenin "mütedeyyin" insanları "işkence"lere, "zulüm"lere maruz kalmıştı!..

Onun için diyorum ya; "43 yıl" ne ki;

Bu adamı malûm yerinden assalar yine de nefretim dinmez!..

KAYNAK: Hasan Karakaya - Vakit Gazetesi



 

Osmanlı Tarihi... 

   Acı Sürgünler

   Türklerin Büyük Sürgünü

   İttihat Terakki

   Osmanlıda Kadın

   Fatih'in Gerçek Fetihi

   Enver Paşa Konuşuyor!

   II.Abdulhamid Han

   II.Abdulhamid Han Belgeseli

   Japonya Müslüman Olacakken

   Merhamet Adaleti Aşınca

   Korkunç Hak Kalpazanlığı

   Türk Böyle Yenilir

   Bizdeki İlk Masonlar

   Osmanlı Hoşgörüsü

   Padişahlardan Hazır Cevaplar

   Fatih'in Adaleti

   Mimar Sinan'ın Sanatı

   Tevfik Fikret

   Şeyh Bedrettin İsyanı

   18 Mart Çanakkale

   Yahudi Melaneti

   Ermeni Mezalimi

   Ermeni Mezalim Resimleri

   Tuğralar

   Osmanlı Kronolojisi

   Kuruluş

   Fetret

   Yükselme

   Duraklama

   Gerileme

   Yıkılış

   Osmanlı Vezirleri

   Osmanlı da Kadınlar Saltanatı

   Osmanlı Şeceresi

   Abdülhamid'in Siyonizmle Dansı

Türkiye Tarihi... 

   İnternet Palavraları

   M.Kemalin En Büyük Mualifi

   Yüce Atatürkten Gaziye

   Ama Hangi Atatürk?

   Atatürk Tarafsız Yargıya Karşıydı

   Cumhuriyeti Kuran Gizli Komite

   Bulgaristan'a Satılan Arşiv ve Kaybolan Mirasımız

   Vakıfların Devletleştirilmesi

   Lozan Şaşırtıyor

   Lozan Masasında Yürek Yakan İddia

   Cumhuriyetin İlkyılları ve DP

   Gemilerimizi İngilizler Gaspetti

   CHPnin Okları Anayasa'ya Nasıl Girdi?

   Altı Okun Hikayesi

   CHP Faşizmi

   Türkiye'de Anayasa Hareketleri

   Türk Müziğine Yasak

   Dünya Güzelimiz

   Latife'nin Çarşaf Tepkisi

   Zübeyde Hanımın Vasiyetleri

   Atatürk'ün Dini Hayatı

   Atatürk'ün İnönü Pişmanlığı

   Ata-İsmet Paşa Anlaşmazlığı

   Karşılığı Olmayan Zihniyet

   PKK Peygamber Ocağı mı?

   Özalp Olayı

   Yassıada Roportajı(Eski DP Milletvekili)

   27 Mayıs Darbesi

   27 Mayıs Hayaleti

   A.Menderes'te Söndürülen Sigaralar

   Süleymancılık

   Rejim Rahatsızlık Geçiriyor

   12 Eylül - Kaybolan Yıllar

   Menemen'den 28 Şubat'a

   Demirelli Yıllar

   Turgut Özal'ın Ölüm Nedeni

   ANAP'ın Çöküş Hikayesi

   Sivas Madımak Üzerine

   28 Şubat (Kronoloji)

   İttihat Terakki ve Çağdaş Tarikatler

   Köy Enstitüleri

   Türk Bayrağının Anlamı

   Mehmet Akif Ersoy

   Mehmet Akif Ersoy'un Kabrine Dair

   İlk Meclisteki Ayet-i Kerime

   C H P 1930'larda da Böyleydi

   Sağı Localar Yönetti

   Tek Parti Yılları (Anılar)

Genel Tarih... 

   Haçlı Savaşları

   İngilizlerin İslam Düşmanlığı

   Dersimiz Tarih

   Anadolu Selçuklu Devleti

   Emeviler

   Neşeli Tarih





Kıymetli ziyaretçiler,
12 ciltlik Yalan Söyleyen Tarih Utansın kitabının son altı cildinde kendime göre çok önemli gördüğüm, hulasa şeklinde aldığım notları sizlerle paylaşmak istedim. Elbetteki özet olduğu için okurken zihniniz yorulabilir, bazı konuları yerli yerine oturtamayabilirsiniz. Ben, başlı başına bir başucu kitabı olduğunu düşündüğüm bu şaheserin tamamını okumanızı öneririm. Belki dili biraz ağır, üslubu ise kaba gelebilir. Ancak bunlar dışında tartışmasız gerçekleri aralama gayreti içerisinde yazılmış paranızın karşılığını veren ender kitaplardandır.


özeti oku!



Copyright ©2011 hfalbayrak.com